9 Haziran 2014 Pazartesi

Gündelik Para Avı

"....... gündelik hayatınızda tasarruf yapmak için neler yapabilirsiniz düşündünüz mü? Kendinize soracağınız 7 basit soru ile işinizi kolaylaştırabilirsiniz.

Soru 1: Bütçemde buna yer var mı?
Soru 2: Değer mi?
Soru 3: Dışarıdan kahve almak yerine, kahvenizi toz şeklinde ya da küçük bir termosta yanınızda taşıyabilir misiniz?
Soru 4: Alternatifi var mı? İşe giderken kullandığınız ulaşım aracının alternatifi var mı?
Soru 5: Alacağınız şeyi başka yerlerde de araştırdınız mı?
Soru 6: Aç mıyım? Kişiler açken karar verme mekanizmaları da zayıflar. Açken özellikle market alışverişi asla yapmayın.
Soru 7: Bana ne kazandıracak, ne kaybettirecek?"

Özlem Denizmen / Cebinde Mucize Yarat!

     Türk halkı genel olarak; zengin insanların birçoğunun, oldukları yere, hak etmediği halde geldiklerini düşünür hep. Oysa ki; zengin kişilerin başarı öykülerini dinlediğimiz / okuduğumuz zaman; önemli bir bölümünün, her şeye sıfırdan başladıklarını; bir kısmının garsonluk, stajyerlik gibi işler yaptığını, günde iki işte birden çalıştıklarını, pazarda limon sattıklarını, çaycılık yaptıklarını, her yere yürüyerek ya da otobüsle gittiklerini, öğle yemeklerini simitle geçiştirdiklerini öğreniriz. Dolandırıcılık gibi kanunsuz yollarla, kısa yoldan para kazanan kişileri, konu dışı bırakacak olursak; aslında zengin ailelerin kökenleri; yoktan var etmiş, dişini tırnağına takarak, tasarruf ederek, para biriktirerek birikim sağlamış insanlara dayanıyor. Yani; biz, elimize geçen her kuruş parayı zevkimiz (yeni giysiler almak, pahalı kafelerde oturmak,... vs.) için harcarken, onlar paranın değerini bilip biriktirmiş, parasına para katma yollarını bulmuş kişiler. O yüzden çok da hayıflanmaya gerek yok, biz neden zengin değiliz diye.


     Özlem Denizmen'in "Cebinde Mucize Yarat!" kitabında sorduğu 7 soru, çok hoşuma gitti. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. Birlikte inceleyecek olursak; 

      1- Bütçenizi yönetmekte zorluk yaşıyorsanız; kredi kartı harcamalarınız ile maaşınız uç uca denk geliyorsa; 500 TL'lik bir çanta satın almadan önce iki kere düşünmelisiniz demek istiyor, örneğin. Bütçenizde yer yoksa; almaktan vazgeçin.


     2- Değer mi? "Değer mi hiç, değer mi, söyle?" diye şarkı söyleyelim kendi kendimize. :) O çok beğendiğiniz çantaya o parayı vermeye değer mi, gerçekten? Nasıl bir malzemeden yapılmış, özel tasarım mı yoksa Çin malı bir ürün mü, ödediğiniz parayı karşılayacak kadar uzun süre kullanabilecek misiniz? Bu gibi soruları aklınızdan geçirin ve çantadan soğuyun, hemen. :)


   3- Dışarıdan kahve almak yerine; kendi kahvenizi termosa doldurup işe ya da gezmeye gitmek, kesinlikle çok daha eğlenceli, bence. Retro desenli termoslardan alırsanız, çok da şık olur, mesela. :) Koca termosu taşıyamam ben, derseniz; tek fincanlık termos bardaklar da var. Ben sahilde yürüyüşe giderken; termos bardağıma çayımı doldurup öyle evden çıkıyorum, çok da keyifli oluyor, herkese tavsiye ederim.


4- Kullandığınız ulaşım aracına ödediğiniz ücretler aslında, gelirinizin önemli bir kısmını oluşturuyor. Bazen, kısa mesafeleri, yürüyerek kar edebilirsiniz. İstanbul'da yaşıyorsanız; Taksim'den Bostancı yönüne gidecekseniz, örneğin; taksiye binmek ve ya sarı dolmuşlara 7 TL vermek yerine; Karaköy'e ve ya Beşiktaş'a geçip, oradan vapurla ve mavi minibüs / otobüs ile yolunuza devam edebilirsiniz. Tek seferlik hesaplayınca; az bir rakam gibi görünse de; yüzlerce kez bu şekilde kar ederseniz, oldukça güzel bir para biriktirirsiniz. Kim bilir, belki o bütçenizde yer bulamadığınız çantayı, bu yollardan arttırdığınız paralar ile satın alabilirsiniz. Geleceğinize yatırım yapmak için bir köşede, örneğin bir domuz şeklinde, pembe bir kumbarada da biriktirebilirsiniz. :)


5- Araştırma çok önemli. Serbest piyasa ekonomisi var, malum. Aynı ürün, farklı mağazalarda, farklı fiyatlara satılabiliyor ve bu kesinlikle yasak değil. O yüzden, satıcılara çemkirmek yerine; önce mağaza mağaza gezip en uygun fiyatlı ürünü bulmalısınız. Mağaza gezmeye vaktim yok diyenler, internetten karşılaştırmalı alışveriş sitelerine bakabilirler. Artık her şey elimizin altında, ne de olsa, internet sayesinde.


6- Açken; insan beyni, açlıktan başka hiçbir şeye konsantre olamazmış, biliyor muydunuz? Aç karnına market alışverişine giderseniz; ihtiyacınız olandan çok daha fazla ürün satın alma olasılığınız, çok fazla, yani. O yüzden bir şeyler atıştırıp öyle markete gitmekte fayda var. Ne demiş bir reklam sloganı: "Açken; sen, sen değilsin!" :) Yalnız, o reklamda da bir mantık hatası var, maalesef çünkü; tatlı şeyler yemek, açlığı bastırmıyor, tam tersi; daha fazla acıkmanıza yol açıyor.

 pulp common people market

7- Size hiçbir şey kazandırmayacak şeyler ne olabilir mesela? Sırf mutsuz olduğunuz bir gün satın aldığınız ve asla giymeyeceğiniz giysiler, örneğin. Şahsen benim başıma geldi. Moralimin bozuk olduğu bir gün, Mango'dan hiçbir yere giymeyeceğim, fazla süslü bir palto almıştım, hem de pahalı sayılabilecek bir fiyata. Daha sonra, o kadar pişman oldum ki. Gardırobumun kapısına asmıştım paltomu ve günlerce bakışmıştık. En sonunda, dayanamayıp değiştirmeye götürdüm ve yerine; indirimden, iki tane, günlük giyebileceğim kaban satın aldım. Özlem Denizmen'in kitabının başka bir bölümünde bahsettiği "akıllı alışveriş"e çevirdim yani, yaptığım yanlış seçimi. :) O zaman, kitabını daha okumaya da başlamamıştım, üstelik. Bazen sırf mutlu olmak için satın aldığımız şeyler, bize gereksiz yere para kaybettirebiliyor, yani, anlayacağınız. O yüzden bir şey satın alırken, iki kez düşünmek, size getirisinin ne olacağını, ihtiyacınız olup olmadığını, birkaç dakika için bile olsa; hızlıca analiz etmek gerek. 

Beril Öke Gülen