kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2023 Cuma

 

Narcos, Jaguar’ın Pençesi / Jeff Mariotte

Epsilon Yayınevi. 

Çeviri: Müge Hestbaek. 

Sayfa sayısı: 281.


Popüler TV dizisi esas alınarak uyarlanan özgün bir roman. 

Pablo Escobar’ın liderliğindeki Medellin kartelinin iç yüzünü,
 Jose Aguilar Gonzales’in gözünden anlatıyor.


Barkodlu, orijinal kitap. Yenisinden farkı yoktur, tertemizdir. 

Son fiyattır. Kargo, alıcı ödemelidir.

Satın almak için:

https://zebramo.com/products/narcos-jaguarin-pencesi-jeff-mariotte-350432170


Narcos'u okurken, başarılı tasvirleri sayesinde, diziyi izliyormuş gibi hissedeceksiniz.
Ahlaklı, dürüst bir polisin dönüşümünü, hayretler içerisinde okuyacaksınız.
Yasaklı maddelerin, çete ve mafya ilişkilerinin, insanları nasıl bir bataklığın içerisine sürüklediğine tanık olacaksınız.

Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitap.

Polisiye kitaplardan hoşlanıyorsanız, bu kitabı okuduğunuza asla pişman olmazsınız.

Beril Öke Gülen

6 Mart 2021 Cumartesi

Moliere / Hastalık Hastası

"Tartışmalarda bir Türk gibi güçlüdür, fikrinden asla vazgeçmez, mantığın en son sınırına kadar akıl yürütmeye devam eder"


   Türkler olarak, böyle miyiz, gerçekten? Fikirlerimizden asla vazgeçmiyor, mantığın sınırlarını, sonuna kadar zorluyor muyuz? Durmaksızın, akıl mı yürütüyoruz? Bu cümleyi, ilk okuduğumda, biraz rahatsız edici bulmuştum ancak sonra, biraz daha üzerine düşününce, hak verdim. İnatçı olduğumuz, fikirlerimizden kolay kolay vazgeçmediğimiz, doğrudur. Türk halkı kadar sivri zekalı,  akla hayale gelmeyecek icatlar üreten başka bir millet de çok nadiren bulunur, sanırım. Tartışmalarda güçlü olmamız ise; iyi bir özellik, aslında. En cahil Türk'ün bile, öyle bir özgüveni vardır ki; karşısındaki entelektüeli alt edebilir. "One minute!" 

       Sizler, bu konuda ne düşünüyorsunuz? Haklı ya da haksız bulduğunuz noktalar var mı?

Beril Öke Gülen

16 Mayıs 2019 Perşembe

Kalıcı Olan Pislik

"Sevgi ve güzellik geçiciydi. Kalıcı olan pislikti."
İhanet / Camilla Grebe

Sevgi ve güzellik, gerçekten de geçici miydi? Sevgi neydi? Sevgi emekti.. :) Kalıcı olan, gerçekten pislik miydi? Neden güzel anılardan çok; bizi üzen, kıran, mutsuz eden anıları daha net hatırlarız diye hiç düşündünüz mü? Bu bağlamda, "Mutlu insan yoktur, mutlu anlar vardır" sözü de doğrulanmış oluyor sanırım. Her daim mutlu olan bir insan, dünya üzerinde yoktur, bence. Mutlu anlar vardır evet ve mutsuz anlar. Ne yazık ki sevgi dolu ve güzel olan anılar, geçici hafıza olarak adlandırabileceğimiz bölümde yer alırken; "pislik" diye tabir edebileceğimiz, çirkin ve kötü anılar, kalıcı hafızamızda yer ediyor.

Beril Öke Gülen

İhanet / Camilla Grebe

  "Kış soğuğunun çöktüğü Stockholm’de polisler korkunç bir cinayetle karşı karşıya gelirler. Kimliği belirsiz bir kadının başı, ünlü bir giyim mağazası zincirinin CEO’su Jesper Orre’nin lüks evinde bulunur. On yıl önce işlenmiş bir cinayetin izlerini taşıyan olayın şüphelisi Orre kayıplara karışmıştır. 

Kayıp işadamını arayan yalnızca polisler değildir. Zincire bağlı mağazalardan birinde çalışan Emma Bohman, Orre’yle iki ay önce tanışmış ve aralarında bir ilişki başlamıştır. Fakat ilişkileri ne kadar hızlı başladıysa, Orre’nin yok olmasıyla bir o kadar da hızlı bitmiştir. 

Aynı adamı farklı sebeplerle arayan polis ve Emma’nın yolları saplantıyla, intikamla ve delilikle örülü bir yolda kesişecek; olaylar çözülmeye başladıkça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkacaktır."

İhanet / Camilla Grebe


  Polisiye romanlar okumaktan hoşlanıyorsanız; geçtiğimiz günlerde, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumaya başlayıp, bir solukta bitirdiğim "İhanet / Camilla Grebe" tam size göre!

Beril Öke Gülen

9 Mart 2019 Cumartesi

Marcel Proust / Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde (Kayıp Zamanın İzinde)

          "Ama her konuda lehte ve aleyhte söylenebilecek küçük düşürücü bir sözü bize aktaran arkadaşlarımızın bundan aldığı zevk ya da en azından kayıtsızlıkları, bizimle konuştukları anda kendilerini bizim yerimize koymadıklarını, iğneyi de çuvaldızı da bize batırdıklarını kanıtlarsa da diğer arkadaş kategorisinden olan takt sahibi kişilerin de hareketlerimiz hakkında kulaklarına gelen sözlerden veya hareketlerimiz konusunda kendi fikirlerinden bizim için tatsız olabilecekleri daima bizden gizleme sanatı, yüksek dozda bir sinsiliğin kanıtı olabilir."

Marcel Proust / Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde 
(Kayıp Zamanın İzinde)



Marcel Proust, nasıl da açık sözlülükle anlatmış; arkadaşlığı.
Arkadaşımız olan bazı kişiler, aslında bizim hakkımızda söylenen kötü sözlerden zevk alırlar, bazıları ise; bu sözler karşısında, sessiz ve tepkisiz kalırlar, haksızlığa uğradığımızı bildikleri halde, bizi asla savunmazlar. Asla kendi hatalarını görmezler, bizimle aynı hataları yapıyor olsalar bile; sadece bize kendimizi hatalı hissettirmeye çalışırlar; kendilerini ise, "sütten çıkmış, ak kaşık" gibi gösterirler. Bazıları ise; güya "iyi niyet"lerinden, hakkımızda edilen kötü sözleri, bizden sinsice saklarlar ki bundan da içten içe bir haz duydukları kanısındayım.

Beril Öke Gülen

8 Kasım 2018 Perşembe

Satış Bir Çocuk Oyunudur / Hakan Ömer Gider

Satış Bir Çocuk Oyunudur Media Cat

Satış Bir Çocuk Oyunudur / Hakan Ömer Gider

MediaCat Kitapları

Satış Bir Çocuk Oyunudur Hakan Ömer Gider Media Cat

Yayıncı: Kapital Medya Hizmetleri A.Ş. 

2. Basım: Şubat 2008. 

Sayfa Sayısı: 244.

Satış Bir Çocuk Oyunudur Media Cat kitap satın al

Kitap, sıfırdır; ikinci el değildir. 

Satış Bir Çocuk Oyunudur kitap satın al

"Yaptığınız iş, unvanınız ne olursa olsun hayatınızda satışa yer verdiyseniz... Bundan sonraki kariyerinizde satışı düşünüyorsanız... 

İş yerinde bizi bekleyenler, farklı iş yeri tuzakları, motivasyon, hırs, hiyerarşi, rekabet, bilgi, sabır, yaratıcılık, araç ve gereçler, paylaşım, toplantılar, terfi etme, sıcak ve soğuk, iş değiştirme, işletmenin iç işleyişleri, eğitimler, seyahatler, diğer departmanlar, kaprisler, gizlilik kuralları, alaylı ve okullu olmak, etik değerler, hedefler ve ben hastalığı... 

Yukarıdaki kelimelerin 'satış versiyonları' sizin ilginizi çekiyorsa, bu kitabı okumalı hatta tavsiye bile etmelisiniz. Bu kitabın sizi daha iyi satışçı yapacağı konusunda tam garanti verebilirim. Yeter ki siz de okuduklarınızı uygulamanın garantisini verin!" 

Satış Bir Çocuk Oyunudur Media Cat kitap satın al

Bu kitap SATILDI.

İlginiz için teşekkürler.

Diğer kitaplardan satın almak isterseniz:


Sevgiler,

Beril Öke Gülen

24 Ocak 2016 Pazar

Müstakbel Bir Ayrılık

"Müstakbel bir ayrılık, sizi bizden çabucak ayıracakmış
Efendim...

........................

Bu mısraları; basılı, basit, siyah-beyaz şekilleriyle biliyordum ama onları nihayet o altın sesin atmosferine, ışıltısına bürünmüş halde görebileceğimi düşündükçe, kalbim bir seyahatin başlangıcındaymış gibi çarpıyordu."


Marcel Proust / Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde



Nasıl tatlı bir anlatımdır bu böyle? "...... kalbim bir seyahatin başlangıcındaymış gibi çarpıyordu." :)
Gerçekten, seyahate çıkmadan önce, insanın içi mutluluktan ve heyecandan kıpır kıpır olmaz mı? Hem bir şeyleri unutmama telaşı hem vaktinde aracımıza yetişme endişesi hem de yeni yerler, şeyler görecek, yeni insanlar tanıyacak olmanın yani; bilinmezliğin verdiği merak, mutluluk ve tatlı heyecan duygusu.
Sanırım, Marcel Proust, bir kalp çarpıntısını, daha iyi betimleyemezdi.

Sevgiliyle "sizli-bizli" konuşulan, o kibarlığın, zarafetin doruklarındaki zamanlara maalesef ki denk gelememiş biri olarak; bugünkü ilişkilerdeki seviyesiz hitapları düşünmek dahi istemiyorum.

Marcel Proust, neredeyse her şeyi, sanal ortamda yaşadığımız, duygularımızı dahi sanal ortamda yazarak anlattığımız, yüz yüzeyken çok daha az konuştuğumuz / konuşabildiğimiz, bu "iletişim çağı"nda yaşasaydı; sevdiğinin sesini duyabilmenin kıymetini binlerce kez daha fazla anlardı, eminim ki.

Beril Öke Gülen

14 Ağustos 2015 Cuma

Ekmeğimi Kazanırken / Gorki - 2

"Halkını mutlu ettikten sonra
Ne önemi vardı içtiği bir parça rakının."



Ekmeğimi Kazanırken / Gorki


Gorki'nin "Ekmeğimi Kazanırken" adlı kitabından bir alıntı olan bu şiir,
çok eski zamanlarda yaşamış bir kral hakkında.
Benim aklıma ise; Atatürk'ü getirdi.
Atatürk, belli bir kesim tarafından hep "içmek"le suçlandı.
Oysa ki; başardığı muhteşem işlerin yanında, rakının sözü bile edilmemeliydi, bence.

Beril Öke Gülen

Ekmeğimi Kazanırken / Gorki -1

"Balık suyun derinini, gençlerse; yerin fenasını arar." 


Ekmeğimi Kazanırken / Gorki

Böyle demiş Maksim Gorki, "Ekmeğimi Kazanırken" adlı kitabında.
Gerçekten, gençken neden başımıza bela açabilecek, tehlikeli yerler ilgimizi daha çok çeker, acaba? Mesela yaş sınırı yüzünden girmemiz yasak olan barlar, kulüpler, uyuşturucu müptelalarının takıldığı pasajlar vs.


Beril Öke Gülen

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Yoksa?

"Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?"

Yusuf Atılgan'ın "Aylak Adam" adlı kitabının beni vuran ilk cümlesi bu oldu.
Biliyorsunuz; blogumda okuduğum kitaplardan alıntılar ve onlar hakkında, ufak tefek yorumlar yapıyorum. Blogum için seçtiğim ikinci okuma kitabım; Aylak Adam.

Aylak Adam karakterini sevmekle, sevmemek arasında getirip götürüyor kitap sizi.
Bazen ona sonuna denk hak verirken; bazen acaba başka türlü davranamaz mıydı o durum karşısında, diye serzenişlerde bulunuyorsunuz.

Beril Öke Gülen

14 Temmuz 2012 Cumartesi

"Kürk Mantolu Madonna" Üzerine Birkaç Cümle


Sabahattin Ali 'nin "Kürk Mantolu Madonna" eserini, okumayı tamamlamış bulunuyorum.
Herkese; bu eseri okumasını tavsiye ediyorum, gerçekten sürükleyici ve düşündürücü.
Birçok satırı, dönüp tekrar tekrar okudum.
Sabahattin Ali, merakınızı, kitabın sonuna kadar kamçılıyor, adeta.
Akıcı üslubuyla da hiç sıkmıyor..
Sayfaları çevirdikçe; size aşk, hayat, insan ilişkileri hakkında düşündürüp kendinizi ve çevrenizi sorgulamınızı sağlıyor.

 
Gizemli "Kürk Mantolu Madonna"nın sırrı; sizi derin bir hüzünle başbaşa bırakıyor, nihayetinde.

Bu eseri, şu ana kadar okumamış olan ama okumayı düşünen herkese, iyi okumalar dilerim.

Beril Öke Gülen






Aşık Olmadığını Zannetmek!

"

"Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu bilmiyorum!" dedi. "Bu eksik sana değil, bana ait.. Bende inanmak noksanmış.. Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum.. Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar.. Ama şimdi inanıyorum."
"
Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Ayrılmamız İmkansız!

"Gözlerim yaşararak ve sesim titreyerek ona aramızdaki yakınlığı, iki insanın birbirini bulması bu kadar güç olan bu dünyada bizim böyle manasız sebeplerle ayrılmamızın imkansızlığını anlatıyordum.."
Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

10 Temmuz 2012 Salı

Aklı Geride, İleri Gitmek İsteyen Adımlar

"İçimde boş kalan bir taraf bulunduğunu ve bu boşluğun bana adeta maddi bir eziklik verdiğini hissediyordum. Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm."

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Bir his; ancak bu kadar tanıdık ama iç burkan bir şekilde, böyle mükemmel betimlenebilirdi, demek istiyorum.

Aşk!

"

"Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati ve ya bazen derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilmeyiz.Halbuki arkadaşlık, devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl başladığını gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir. Sonra düşünün, dünyada hepimizin hoşlandığımız birçok kimseler, mesela benim hakikaten sevdiğim birçok dostlarım vardır. Şimdi ben bütün bu insanlara aşık mıyım?"

Ben fikrimde ısrar ederek:

"Evet" demiştim."En çok sevdiğinize hakikaten ve diğerlerine birer parça aşıksınız!"
"

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Sevemedim!

"Ve bütün tanıştığım erkekler bunu, yani kendilerini sevmediğimi, sevemediğimi anlayınca, büyük bir teesür, hatta bir hiddetle beni terk ettiler.. Güle güle.. Ama niçin beni kabahatli zannettiler? Kendilerine asla vaat etmediğim, sadece kafalarında yaşattıkları bir şeyi vermedim diye mi? Bu haksızlık değil mi? Sizin de hakkımda aynı şekilde düşünmenizi istemem.. Bunu da lehinize bir nokta olarak kaydedebilirsiniz.."

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Sanki Görmemek İçin!

"

"Fakat siz, o zaman hiç o resme benzemiyordunuz!" diye mırıldandım.

"Nereden biliyorsunuz?" dedi. "Yüzüme bakmadınız ki!"

"Hayır, zannetmem.. Nasıl olur?"

"Evet, birkaç kez baktınız.. Ama nasıl? Sanki görmemek için!"
"
Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Yaşamak!

"   Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar hayat doldurduğunu bilerek yaşamak.. Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak..
      Dünyada bundan daha ferah verici bir şey olabilir miydi? "

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna


8 Temmuz 2012 Pazar

İlk İntiba

"Hayatım müddetince hep onu aramış, onu beklemiştim. Bütün dikkatimi, bütün varlığımı bir noktaya biriktirerek her tarafta bu insanı araştıran, her rast geldiğini bu bakımdan tetkik ede ede marazi bir meleke ve hassasiyet kesp eden hislerimin yanılmasına imkan var mıydı? Bu hisler, şimdiye kadar asla hata etmemişlerdi. Bir insan hakkında ilk hükmü onlar verir, sonra aklım, tecrübelerim bunu, ekseriya yanlış olarak, tadil ederdi. Fakat her defasında, haklı çıkan gene bu bu ilk his olurdu. O zaman kendi kendime: "Demek ilk intibam beni aldatmış!" derdim, lakin bir müddet sonra, -bu müddet kısa ve ya pek uzun olabilirdi- ilk hükmümün doğruluğunu, bunun üzerinde mantığın, harici tesirlerin ve ya aldatıcı vak'aların yaptığı değişimlerin yalancı ve geçici olduğunu kabule mecbur kalırdım."

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna

Kurt Dişleri

"Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar nefret ediyorum biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için.. Beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil.. Erkeklerin öyle bir bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hülasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki.. Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım. Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman, düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. Kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçemiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabii olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek.. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz.. Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. anlıyor musunuz? Sizinle bunun için dost olabileceğimizi zannediyorum çünkü halinizde o manasız kendine güvenme yok.. Fakat bilmem.. Ne kuzuların ağzından vahşi kurt dişlerinin sırıttığını gördüm.."

Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna